Beyin Temelli Öğrenme - Eğitim Kafe

Beyin Temelli Öğrenme

Beyin temelli öğrenme, bireyin öğrenmesinin daha etkin ve kalıcı olmasını amaçlayan öğrenci merkezli bir öğretim yaklaşımdır. Bu kurama göre öğrenmenin gerçekleşmesi için nöronlar arasında yeni bağlantıların oluşması, beyindeki nöronların fizyolojik olarak değişime uğraması ve elektrokimyasal değişikliklerin olması gerekmektedir. Beyin temelli öğrenme, gerçek problemleri çözerek öğrenmenin en iyi şekilde gerçekleşeceğini ileri sürmektedir. Beyin temelli öğrenmede, öğrenenin öğrenme yaşantılarına etkin katılımı sağlanmalıdır. Beyin temelli öğrenmede yapılandırmacılıkta olduğu gibi öğrencilerin yaparak-yaşayarak öğrenmeleri, karar vermeye dâhil edilmelerine öğretmenin rehber rolü üstlenmesi esastır.

Beyin Temelli Öğrenmenin İlkeleri

Öğrenme ve öğretmeyi etkin kılmak amacıyla Caine and Caine tarafından geliştirilen beyin temelli öğrenme yaklaşımının ilkelerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Beyin paralel bir işlemcidir: İnsan beyni aynı anda birçok işlem yapabilir. Düşünce, duygu ve imgeleme gibi farklı işlevler aynı zamanda işleve sokulur. Hiçbir yöntem veya teknik insan beyninin çeşitliliğine uygun veya yeterli düzeyi kapsayamaz. Bunun için öğretmenlerin çok çeşitli yöntem ve yaklaşımlara yönelmesi gerekir.
  2. Öğrenme fizyolojiyle ilgilidir: beynimiz doğal kurallara göre işleyen bir organdır. Stres, ilaç alımı, alışkanlıklar vb. fizyolojik durumumuzu olumlu ya da olumsuz etkileyen her şey aynı zamanda beynimizi, doğal olarak da öğrenmeyi etkilemektedir.
  3. Anlam arayışı içseldir: Anlam arayışı insan beyni için temel ve yaşamsal bir olgudur. Beyin yeni uyarıcıları arayıp yanıt verirken aynı anda bu uyarıcıları otomatik olarak kaydeder. Derslerin genellikle ilgi çekici, anlamlı ve öğrencilere zengin seçenekler sunması gerekir. Öğrenmeler yansıttığı oranda anlamlı olacaktır.
  4. Anlamlı araştırma örüntüleme yoluyla oluşur: Örüntü anlamlı organizasyon ve bilgilerin sınıflandırılmasın anlamına gelir. Beyin örüntüler oluştururken onları ayırt edip anlamaya çalışan ve kendi yarattığı bu eşsiz yapılara anlam veren bir bilim adamı veya sanatçı gibidir. Örüntüleri algılamak ve yaratmak için dizayn edilen beyin, kendisine verilen anlamsız örüntüleri reddeder. Öğretimin etkili olabilmesi için öğrenenin anlamlı ve konu ile ilgili örüntüler yaratabilmesi çok önemlidir. Hayal kurma, problem çözme ve eleştirel düşünme bir örüntüleme yoludur ve öğretmenler sınıflarda bunları kullanmalıdır.
  5. Örüntü oluşturmada duygular önemlidir: Duygular ve biliş birbirinden ayrılmaz. Duygular bilginin depolanması ve hatırlanmasında kolaylık sağladığından bellek için çok önemlidir. Okuldaki ve sınıftaki duygusal havanın olumlu bir şekilde yönlendirilmesi için etkili iletişim stratejileri kullanılmalıdır.
  6. Beyin parça ve bütünleri eş zamanlı olarak işler: Beynin sağ ve sol yarım küreleri arasında önemli farklar vardır. Bunun yanı sıra kişi edebiyat, matematik, müzik ya da sanatla uğraşsa da sağlıklı bir bireyde iki yarım küre ayrılmaz şekilde birbiriyle etkileşim halindedir. İyi bir öğretim bilgi ve becerileri zaman içinde oluşturur. Çünkü öğrenme gelişimseldir. Ayrıca parçalar ve bütünler birbiriyle etkileşim halindedir. Bunun için tüm dil yaşantıları ilişkilendirilerek sözcükler ve gramer öğrenilir.
  7. Öğrenme hem odaklanmış dikkati hem çevresel algılamayı içerir: Beyin dikkat ettiği ve farkında olduğu bilgiyi alır. Aynı zamanda dikkatinin dışında kalan bazı bilgi ve işaretleri de alır. Öğretmen öğrenenin dikkat merkezinin dışındaki materyalleri düzenleyebilir ve düzenlemelidir.
  8. Öğrenme bilinçli ve bilinçsiz süreçleri içerir: Bilinçli olarak anladığımızdan daha fazlasını öğreniriz. Çevreden algılanan birçok uyarıcı öğrenen farkına varmadan beyne girer ve bilinçsizce etkileşimde bulunur. Öğretim, öğrencilerin bilinçsiz süreçlerden maksimum düzeyde yararlanabilecekleri şekilde tasarlanmalıdır.
  9. İki tür bellek sistemi vardır: Bunlar; uzamsal bellek sistemi ve ezberleyerek öğrenme sistemidir. İnsanlarda deneyimlere ve tekrarlamaya gerek kalmadan belleğe kaydedilen doğal bir uzamsal bellek sistemi vardır. Dün akşam yediğimizi hatırlamak için tekrarlamaya gerek yoktur. Ancak birbiriyle ilgisi olmayan bilgileri depolamak için tekrara ve ezberlenmeye ihtiyaç vardır.
  10. Olgu ve beceriler doğal, uzamsal bellekte yer aldığında en iyi şekilde anlaşılır ve hatırlanır: Ana dil kelime dağarcığı ve gramerde etkileşimli yaşantılarla öğrenilir. Hem içsel süreçler hem de sosyal etkileşimle şekillendirilir. Öğretim demonstrasyon, film, resim, mecaz, drama ve öğrencilerin aktif katılımını sağlayan sınıf içi çok yönlü etkileşim etkinliklerini içermelidir.
  11. Öğrenme teşvikle artar ve korkuyla azalır: Beyin uygun düzeyde zorlandığında öğrenme optimum düzeye ulaşır. Tehdit ise öğrenme kapasitesini azaltır. Etkili öğretim tehdit içermeyen bir ortamda gerçekleşir.
  12. Her beyin tektir: öğretim öğrencilerin görsel, işitsel duygusal ve dokunsal tercihlerini ifade etmelerine olanak sağlayacak şekilde çok yönlü olmalıdır. Öğretim sürecinde bireysel farlılıklara saygı duyulmalı ve süreç boyunca bu farklılıklar dikkate alınmalıdır. Ayrıca bireysel ilgiyi çekmek için öğrenme ortamına çok değişik sunulmalıdır.

2 Yorum

Yorum bırak